Blog
“Yazmak, hem bir sığınak hem de bir meydan okumadır. Bir deneme, bazen kendi içimizde gizli kalmış yanlarımızı bulmamıza yardım eder.”
— Joan Didion
-
Aşkın Türlü Hali
Yağmurlanmış bakışlarımla baktım önce ona. Bir yanım “Gitme!” diye bas bas bağırıyordu. “Demem o ki, yapamıyoruz biz. Yapamadık yani.” Tırnaklarımı avuç içlerime bastırdım, canımın acısı içimdeki sızı kadar derin olmadı. “Madem öyle…” dedi iç çekerek. Yüzünden düşen bin parçaydı ancak yine de oldukça sabit ve ruhsuz bir maskesi vardı suratının. Mutsuz rolü yapan bir robotu andırıyordu bu hali. Devam etti, “Madem öyle, bitirelim.” Gözlerimdeki yağmurları akıtmamak için dişlerimi sıktım ve zorla gülümsedim. “Her şey için teşekkür…
-
Parça
Ellerini açtı: avucunun ortasına yerleştirilmiş parçaya baktı uzun uzun. Birileri ondan büyük bir parça koparmış ve ellerine bırakıvermişti. Başını yukarıya doğru kaldırdı ve serzeniş dolu bir ifadeyle iç çekti. Şimdi eksik bir ruhtan ibaretti. Kafasını usulca geri indirdi ve parçaya bakmaya devam etti. Parça, kalbinin derinliklerinde yatan ve onu o yapan yegane kısımdı: parmaklarındaki ilham, içindeki insanlık ve hatta ruhunun birebir yansımasıydı. Şimdi onsuz ne yapacaktı? Gözlerinin dolduğunu hissetti, eskiden kelimeler boğazına kadar yükselir hemen sonrasında…
-
Ur
Bugün boğazımda bir ur var, soluk almamı zorlaştıran. Sanki dünya önceden böyle tatsız dönmüyordu. Yaşamak bu kadar yetişkin işi değildi. “Ah, cancağızım!” diyorum kendime, “İçimdeki çocuk gittikçe soluklaşıyor artık.” Silikleşen bir heves var çünkü içimde. Geride bırakamadığım çocuksu her yanım biraz korkuyor bugünden, yarından. Dünü hasretle anıyor, geleceğe ise içime sığmayan bir kaygıyla ilerliyorum. Sahi bazen ben büyümekten utanıyorum. Çünkü büyümek, dünyanın kirini eline yüzüne bulaştırmak demek biraz da. Dönen düzene alışmak, ait hissetmediğim çarklara dişli…
-
Kader Çizgisi
Hani bazen dünya çöker üzerinize, ruhunuz sıkışıverir yaşamın avuçları arasında. Böyle anlarda soluklanmak imkansız hale gelir; nefesiniz ciğerlerinizden yukarı çıkmayı bırakır. Sonra, yüreğinizde bir karıncalanma hissi baş gösterir; uyuşuk bir sancıyla çevrelenir kalbinizin odaları. Bugün de öyle bir gün işte, biraz sancılı biraz korkak bir gün. Bazen oturup düşünürüm, yaşamak mıdır bu kadar zor olan yoksa yaradılışımız mıdır bize hayatı zor gibi anlamlandıran. Bilemem pek tabii. Kim bilir, belki yoldur yorucu olan belki de yolcudur çabuk…
-
Kendine Yazar
İlhamını kaybetmiş bir yazar dikiliyor bugün karşınızda. Kalemi körelmiş artık, iki kelimeyi yan yana getirince sihirli bir dünya açılmıyor. Dünya dönüyor, mevsimler geçiyor ve sayfalara işleniyor yeni hikayeler ancak benim mürekkebim kağıdı ıslatmıyor. Sanki bir el, aklımdan içeri geçirmiş ruhuma parmaklarını, bir türlü berrak zihnimi bulandırmayı bırakmıyor. Bazen neden diye düşünüyorum, neden artık cümlelerim yaban gelen birkaç sade tümleçten ibaret? Eskiden olsa onları alır, yoğurur ve insanların kanını dondururdum. Şimdi ise donan tek şey zaman, bir…
-
Bir Canavar Hiç Kahraman
Doyasıya yaşadığın bir acı, tükenmişliğin eşiğindeyken tekrar anımsatır mı kendisini? Gözlerinden süzülen meseleler, pencerene yansıyan yoldan geçen arabaların peşine takılıp sürükler mi seni peşinden? Sanıyorum her yara izi gülümser bazen, başını çıkarıp bulunduğu yerden. Bu gece aklımın içinde dolanıyor, bugünüme kuyruk gibi takılıp ayağıma dolanan es verişler. Ah, tanrım! Eğer varsan ve oradaysan söyle bana, geri dönüşü olur mu sağ çıkılmamış günlerden? Zamanında bir kahraman vardı işte, bir yara izine dönüşmeden birkaç asır önce gözlerimdeki ışıltıyı…
Dene(me) ve Yanılma
Hayat, deneme yanılmalarla dolu koca bir romandır; bu satırlar da bizim deneme yanılmalarımız…
