Blog,  Deneme

Kesik Cümleler, Birleşik Düşünceler

Hayat bu sıralar daha renkliydi ancak onun bakışları yalnız kendi içindeki karanlığın üzerindeydi. İçindeki karanlık gün geçtikçe büyüyor ve ruhunu çevreliyordu, sanki kötü bir ruh kimliğini her gün daha fazla ele geçiriyordu.

Şimdilerde yazdığı bütün satırlar alıcısız bir mektuptu; kendi dahil kimselerin gözleri üzerinde gezinmiyordu. Bu yüzden kelimelere biraz kırgındı. Oysa gözler harflere kapalı diye harflere küsülür müydü hiç? Açılmayan gözlere küsülürdü. Yine de o, suçluya değil mağdura hüküm giydirmeyi çok sevdiğinden parmakları satırlarda dolanmayı bırakmıştı. Artık yazmak, boşluğa bağırmak gibiydi; görmeyene en güzel rengini göstermek, anlamayana anlatmak gibiydi. İşte tam da bu yüzden dilinin ucundaki bütün cümlelerini ceplerinde saklamıştı, artık adım atamayacak kadar ağırlaşmıştı cepleri.

Sonra, içinde henüz katılmadığı bir savaş vardı. Kenardan izliyordu bütün hazırlıkları. Çünkü biliyordu, bu sefer ölecek olan ışığı henüz solmamış kimliğiydi, onu kaybetmeye henüz hazır değildi. Ne ironikti! En vurdumduymaz haliydi en kırılgan tarafının kaybını izleyen. Üstelik sapasağlam durmaya çalışırken kırılgan hali, korkudan tir tir titriyordu vurdumduymaz yanı. Ah! Nasıl çelişkiler içinde düzlüğe çıkmaya çabalayacaktı bu savaşta…

Bir de bu savaştan bahsedemeyecekti bile, sayfalar ağırlamayacaktı içindeki muharebenin ne kadar çetin geçtiğini. Sadece yazmayı bilen bir ruhun kaleminin kırılması kadar incitici günlerdi bugünler; savaşta kaybedeceği ışığının anısını dahi yaşatamayacaktı satırlarda.

Sevgiyi içine gömmüştü; öyle içine gömmüştü ki hem de, parmaklarını boğazından içeri soksa iki ciğerinin arasında koca bir boşluk yakalayacaktı yalnızca. Birileri alıp kalbini kendisinden çok uzağa götürmüştü. Nereye götürmüştü? Artık sevgi, köksüz bir ağaçtı ruhunun derinliklerinde; en ufak bir rüzgarda devrilen, bir mevsim kadar kalıcı, hiçbir yerden beslenemeyen… Oysa ne güzel çiçekler açardı kök salsa ruhun birine. Mümkün müydü kök salmak bugünlerde? Aklı koca bir çöplüktü, çöplüğün içinde gecenin üçünde yüzünden süzülen yaşlara sinmiş düşünceler vardı sadece. Şimdi bu çöplükte nasıl mümkün olurdu sevginin değerini bilmek! Emindi, o düşüncelerin arasına bir yere sinmişti sahiden sevmek ama tek gördüğü gecenin üçüydü.

Kaybettiği kalbi hala atıyordu uzaklarda bir yerde, hissediyordu ancak ne için attığını artık bilmiyordu. Bugünlerde insanlar ona etten duvarları olan boşluklar gibi geliyordu. İçlerini açsa kırmızı bir hüzün akacaktı hepsinden yalnızca. Gerisi boşluk… O, insanların kırmızılarından gökkuşağı yaratmaktan o kadar yorgundu ki kendi renkleri de, sanıyordu, bu yüzden solmuştu. Kim bilir belki de gün geçtikçe içinde büyüyen karanlık hep bu çabasındandı. Ah, ne yazıktı! Şimdi çabalasa çabalardı, karşısında bir etten duvar daha vardı ama onun gökkuşağı yaratacak kadar rengi kalmamıştı. Peki anlatsa anlaşılır mıydı? Komikti, ceplerinde ağırlık yapan kelimelerini sarf etse birisine anlaşılacak mıydı sahi? Hiç sanmıyordu.

Hüzünle dolup taşıyordu içi. Aklında yalnızca birkaç düşünce, hepsi sevginin inkarına aitti; o da bu düşüncelere ait olmuştu bugünlerde. Aşk denilen o duygu, geçmişinin kara lekesi gibi asılı mı duracaktı hayatında hep?  Ya bugünü, üç harften ibaret bir yanılsama olarak görmeye devam mı edecekti aşkı? Korkuyordu içi; yarılarını bugününe teslim etmekten ve sevgisiz günlere selam vermekten ölesiye korkuyordu ama her şey yolundaymış, kendisi de o yoldaymış gibi davranıyordu. Çünkü bazen bazı şeylerin yolunda olmadığını kabul etmek, o şeylerin yolunda olmamasından daha zordu.

Selamsız sabahsız bir vedayla çekip gitmişti birden geçmişinden. Geçmişine tapan birinin bir gün uyanıp imansız olması gibi şaşırtıcı, hüzün doluydu vedası. Ah, nitekim bazı dünleri dünde bırakmak düşünülenden daha zordu. Avuçlarında bugünü, bugününü sarmış bir sevgisizlik; arkasında dünü, dününe hapsolmuş yarım bir veda; aklında yarını, yarınına sinmiş belirsizlik ile kalakamıştı. Ne yazabiliyordu bu günleri ne de yutkunabiliyordu söylenmesi gerekilen cümleleri.

Yalnızca içini saran bir karanlık vardı, karanlığın içinde de kayıp yüreği…

Hadi şimdi daha çok yerde buluşalım!

Yazılardan haberdar olmak ve her ay e-posta almak için abone olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir