-
Gece Daha Maviydi
Parmaklarının ucuna sıkıştırdı yanan sigarasını. Elinde duruyordu aklını meşgul etmek için tuttuğu telefonu. Kulaklarına akan müzik nispeten agresifti. Kadın kendi dilinde olmayan sözleri fısıldıyordu kulaklarına. Sonra bir anlığına kafasını kaldırdı ve oturduğu sandalyeden…
-
Acıtır Gibi Severek
Ellerini birbirine kavuşturdu önce. Bıkkınlıkla iç çekti sonra. “Ben de biliyorum beni sevdiğini ama..” oturduğu sandalyeyi hafifçe geri itti. “Ama olmuyor, görüyorsun.” Karşısında duran adamın yüzü gözü çökmüştü. Hayat mı ona iyi davranmamıştı…
-
Cam Kırığı
Gözlerinin en içine baktı, sanki ruhunun derinliklerinde dalgalanan duygu buhranının merkezini görüyordu. “Selam.” Diyerek seslendi ona. Derin bir iç çekti sonra. Ah, bu iç çekiş dünyanın tüm kirini, tüm hüznünü ciğerlerine çekmek gibiydi.…
-
Lavinia
Hep, uğruna şarkılar yazılan o kişi olmak isterdim zamanında. İsmimin geçtiği bir şiir, yaşattığım duyguları anlatan bir metin ya da göğe daldıran bir sima olmayı arzulardım uzun uzun. Ne çok büyüklenmektendi bu isteğim…
-
25. Yaşımdan
Sevgili Almina, merhaba. Sen 25. Yaşına gireli tam yirmi bir gün oldu. Aslında geleneğe göre tam doğum gününde yazılmalıydı bu yazı, biraz geç kaldık. Yine de sorun değil, hayat bu aralar geç kaldıklarımız…
-
İç Dökmesi 1
Hayat sarpa sardı. Bak, duyuyor musun artık bir melodisi yok yaşamanın! Günlerdir yazmıyorum. Hayır, ne günleri! Aylar oldu kalemi elime şöyle doğru düzgün almayalı. Eskiden bir cazibesi olurdu cümlelerimin; şimdi her biri yavan…
-
Sonraki Hayata
Mürekkebe daldırdı parmaklarının ucuna sıkıştırdığı dolma kalemi. “Bu hayatta ben en çok sana üzülüyorum. O kadar çaresiz bir arzuyla kıvranıyorsun ki görülmek için… O kadar dehteş bir istekle çabalıyorsun anlaşılmak için. Yine de…
-
Aşkın Türlü Hali
Yağmurlanmış bakışlarımla baktım önce ona. Bir yanım “Gitme!” diye bas bas bağırıyordu. “Demem o ki, yapamıyoruz biz. Yapamadık yani.” Tırnaklarımı avuç içlerime bastırdım, canımın acısı içimdeki sızı kadar derin olmadı. “Madem öyle…” dedi…
-
Parça
Ellerini açtı: avucunun ortasına yerleştirilmiş parçaya baktı uzun uzun. Birileri ondan büyük bir parça koparmış ve ellerine bırakıvermişti. Başını yukarıya doğru kaldırdı ve serzeniş dolu bir ifadeyle iç çekti. Şimdi eksik bir ruhtan…
-
Ur
Bugün boğazımda bir ur var, soluk almamı zorlaştıran. Sanki dünya önceden böyle tatsız dönmüyordu. Yaşamak bu kadar yetişkin işi değildi. “Ah, cancağızım!” diyorum kendime, “İçimdeki çocuk gittikçe soluklaşıyor artık.” Silikleşen bir heves var…