Deneme

İç Dökmesi 1

Hayat sarpa sardı. Bak, duyuyor musun artık bir melodisi yok yaşamanın!

Günlerdir yazmıyorum. Hayır, ne günleri! Aylar oldu kalemi elime şöyle doğru düzgün almayalı. Eskiden bir cazibesi olurdu cümlelerimin; şimdi her biri yavan ekmek gibi, boğazıma diziliyor. Bazen, ne yalan söyleyeyim, bana bakan gözlerden korkuyorum; birileri izlerken hissetmeye benziyor yazmak sanki. İçimi şöyle dolu dolu en son ne zaman döktüm, inan hatırlamıyorum. En kötüsü de ne biliyor musun, artık eskisi gibi çağırmıyor kalemim beni. Boş sayfalarda sahiden de boş bir sayfa görmeye başladım ilk kez. Bilmiyorum, büyüdükçe mi yalnızlaşıyor kelimeler, yoksa insan kendisiyle konuşmayı bırakınca mı susuveriyor cümleler? Kabul, belki de bu aralar kendimle pek konuşmuyorum. Hissettiklerimi, düşüncelerimi şu sıralar yetişkince yaşıyorum: üstünde durmadan, onlara zaman bulmadan ve çok soru sormadan.

Yine de ben eski bir sevgiliyi özler gibi özlüyorum yazmayı. Bu biraz yaşamın ellerimden çalınması gibi; yazamadığım hiçbir duyguyu yaşayamıyorum. Ah ne acı! Yürüyemeyen bacaklara, tutamayan ellere ve göremeyen gözlere benziyorum. Yapması gereken tek şeyi yapamayan bir organ gibiyim kendi içimde, işlevimi yerine getiremiyorum yazmadan.

Hayat sapa sardı. Bak, hissediyor musun artık bir duygusu yok yazmanın!

İnan bazen ben de herkes gibi kaybolmuş hissediyorum. Acıyı dahi sahiplenir ya insan, bazı acıları geride bırakmış oluşumu ve yepyeni bir yolculuğun başında oluşumu henüz sindiremiyorum. Belki üstüne çok düşünmüyorum ama eskiden olduğum kişinin kozasından çoktan çıktığımı ve şu an belki de gökyüzünde süzülmekte olduğumu biliyorum. Her hikaye bir kozadan çıkış hikayesidir ama ya kozadan çıkınca yönünü nasıl bulur insan? Belki de bu yüzden geçmişte kalan acıların tepesinden bakarken kimi zaman ince ince sızlıyorum. İyi hoş, acımayı bıraktım da bu yeni halimle nereye gideceğimi ben dahi bilmiyorum.

Şimdi önümde uzanan birkaç yol var, oysa bu yolun adına yirmilerde yaşanan bir kriz koyduklarını da çok iyi biliyor yine de bu aşamayı henüz geçemiyorum. Geleceği gören ancak gaybı değiştiremeyen bir kahine benziyorum. Bazen, evet! Diyorum, olur böyle şeyler. Kim doğduğunda yürümeyi biliyordu ki zaten?Ama hayat çok acımasız değil mi, bir krizin tam orta yerindeyken bekliyor bizden koşmamızı.

Biliyorum, cümlelerim çok dağınık; anlamları ise bağlaçsız ve yalnızlar, ama sana da oluyor değil mi? Bazı akşamlar buna benzemiyor mu sence de? Dağınık ve yalnız… Yine farkındayım ki herkesin bu kadar kaygısı yok yaşamaya dair. Hayatın güftesine kapılıp gidiyorlar sadece. Bazılarımız ise kayboluyoruz bazen; bazen yazamıyoruz işte. Kendimizi erteliyor ve yaşamayı örseliyoruz. Olsun, sorun değil. Yaşamak biraz da buna benziyor.

Hayat sapa sardı. Görüyor musun artık bir tadı kalmadı yarına uyanmanın!

Eskiden aynaya baktığımda çok şey görürdüm içinde. Yansırdı tüm dünya tam karşımda. Şimdi biraz bulanık gördüğüm suret. Hayalleri aynı, hala en çok yeşili ve kahveyi seviyor ama ne istediklerinin ne de sevdiklerinin bir önemi kalmadı sanki. Kozasından çıkan ruh kozasını tamamen terk etmiş gibi; ne için kanat çırptığını hatırlayamıyor. Oysa tam zamanı şimdi parlamanın. Sen hiç ışığını kaybetmiş bir güneşi izledin mi? Ertesi gün oluyor yine, yeryüzü aydınlanıyor da güneş hiç göz almıyor artık. Ay dahi kıskanıp ışığını yansıtmıyor geceye. Sen hiç kupasını elinde tutan bir koşucunun bir daha koşmayacağına o an karar verdiğini gördün mü? Dedim ya, yürüyemeyen bacaklar gibiyim. Koşmuşum, kazanmışım ama ben hala yürüyemiyor gibi hissediyorum. İçimde bir şeyler yürümüyor işte. Neyse.

Aslında hiçbiri sorun değil. Hayat işte, sadece bazı akşamlar yazamayız, kayboluruz ve yansımamız biraz bulanık gelir. Ama sonra gün doğar, bir yol buluruz ve netleşir yansımamız.

Sen sadece bol bol su içmeyi, bir de arada yaşamayı unutma.

Hadi şimdi daha çok yerde buluşalım!

Yazılardan haberdar olmak ve her ay e-posta almak için abone olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir