Blog

Gece Daha Maviydi

Parmaklarının ucuna sıkıştırdı yanan sigarasını. Elinde duruyordu aklını meşgul etmek için tuttuğu telefonu. Kulaklarına akan müzik nispeten agresifti. Kadın kendi dilinde olmayan sözleri fısıldıyordu kulaklarına. Sonra bir anlığına kafasını kaldırdı ve oturduğu sandalyeden dışarı baktı: geceye bürünmüş bir manzara vardı ağaçların arasına saklanmış. O an kaşları çatıldı, şimdi oturduğu balkonun yıllanmış bir şarap gibi geçmişi ve tüm hislerini yutan bir kapan olduğunu hatırladı. Telefonu usulca masaya bıraktı ve karşısındaki sandalyeye baktı.

Orada oturuyordu genç bir kız, yere bağdaş kurmuştu. Üzerindeki atleti kışın soğuğunu def etmeye yetmiyordu. Soğuktan titriyor ve gözyaşlarının arasından gülümsüyordu. Ah, dedi, kim bilir ne düşünüyordu. Kafasını gökyüzüne kaldırmış bir şeyler düşünüyor gibiydi. Hatırlıyordu, gece o zamanlar daha maviydi. Ay bir bütündü hala. Gözlerini kırpıştırdı ve gözlerini yumdu. Gözlerini araladığında balkonun pervazına oturmuş sarhoş bir kız gördü, sarhoştu. Aşık olmanın ama hayatın nefretinin üzerine çekmenin sarhoşluğunu yaşıyordu. Neler hissettiğini biliyordu. Aşağı düşmekten hiç korkmuyordu, kendisinin aksine. İç çekti. Kızı bir süre daha izledikten sonra arkasından gelen hışırtı ile arkasına döndü. Biraz daha büyümüş olan kız kulaklıklarından akan şarkıyla dans ediyordu. Yüzünde garip bir tebessüm vardı, sanki dünyanın uyum sağlamasını istediği her şeye karşı direniyordu. Onun da yüzüne bir gülümseme oturdu.

Kafasını salladı iki yana, gördüğü görüntülerden arınmak ister gibiydi. Eline geri aldı telefonunu ve şarkıyı değiştirdi. Karşısından gelen iç çekme sesi ile kafasını telefondan kaldırdı tekrar ve tam karşısında oturan kıza baktı. Sarıya çalan saçları karışmıştı. Öyle içli içli ağlıyordu ki! Onun da gözleri gökyüzündeydi, hepsi ortak bir şeye bakıyor gibiydi. Sanki her biri kendilerinin bir önceki halinin omzuna yaslıyordu acılarını. 

Gözlerini alamadı kızdan. O kadar uzun süredir ne hissettiğinden kaçıyordu ki anlık bir duraksama yüzünden şimdi her şey gün yüzüne çıkıyordu. Kız histerik bir şekilde ağlarken ona bakmayı sürdürdü. O ara kızın yanında dikilen başka bir silüet gördü, onun da parmaklarının arasına sıkıştırılmış bir ateş vardı. Sandalyedeki kız ortadan kaybolmuş onun yerine ayakta dikilen ve derin düşündüğü çok belli kız gelmişti. Bütün bu silüetler kendisinden ne uzaktı! Onlar ne hissettiklerini bilmiyordu yalnızca, aynı zamanda hissetmeye izin veriyorlardı. Gözlerini kıstı. Kız hayatının en önemli kararını vermeye çalışıyor gibiydi. Ansızın ona yardımcı olmak istedi ama nasıl yapacağını bilemedi. Bu yüzden susmayı seçti ve kafasını yine pencereye doğru çevirdi. 

Gece sakindi hala, manzara hiç değişmemişti. Gördüğü kızlardan daha binlercesi vardı zihninde. Her birini hatırlıyordu, şimdi oturduğu balkonun farklı köşelerinde acıyorlar, heyecanlanıyorlar ve dans ediyorlardı. Sigarasını kül tablasına bastı. Dışarıya açılan bu duvarlar yalnız sokağa bakmıyordu; aynı zamanda kendisine bir kapı açıyordu. Buruk bir gülümseme yerleşti yüzüne, belki de şimdi hissetme sırası ondaydı.

Sanıyordu bu gece gördüğü kızlara eşlik edecek ve acıyacaktı.

Hadi şimdi daha çok yerde buluşalım!

Yazılardan haberdar olmak ve her ay e-posta almak için abone olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir