Blog
“Yazmak, hem bir sığınak hem de bir meydan okumadır. Bir deneme, bazen kendi içimizde gizli kalmış yanlarımızı bulmamıza yardım eder.”
— Joan Didion
-
Ya Tutarsa?
“Anne, şunu tutar mısın?” küçük parmaklarını doladığı oyuncak arabayı bana doğru uzattı. “Tabi ki annem.” Diyerek aldım elinden arabayı. Sonra, yerinden kalktı ve oyuncak sepetinden iki bebek çıkardı, yanıma geldiğinde bir tanesini yere oturtmuştu bile. Kendi arasında konuşmaya başladı bebekler; onları nasıl konuşturduğunu televizyonu izlerken duyamadım. Televizyonda izlediğim dizinin tekrarı vardı, Ela’ya bakarken kaçırdığım ve herkesin konuştuğu şu bölüm… Bir kadın vardı; sevdiği adamdan on yıl önce ayrılmak zorunda kalmıştı ve senarist şimdi bu bölümde kavuşmalarına…
-
Gecekondu
“Gitmesen olmaz mı?” dedi boynunu bükerek. Gitmesem olmaz mıydı? Bilmiyorum. “Ben değişmeye hazır değilim henüz.” Dediği esnada yüzüme kondurdum sesi soluğu kesilmiş bir tebessümü. Saçları omzuna kadar döküm dökümdü, dudakları koyu pembeye boyanmıştı ve kıvrık kirpikleri az kalsın göz kapağıyla buluşacaktı. Dudağımı ısırdım ve parmaklarımın arasında yerini bulan sigaranın dumanı aramıza girdi. Duman göğe yükselirken sanki bütün kaygılarımızı da beraberinde götürdü. “Gitmem lazım.” Diye mırıldandım, üzerine geçirdiği koyu kahve deri ceketinin önünü ilikledi. Bana mı saygısındandı…
-
Çölde Bahar Havası Var
Bazen sadece içimde biriken sözcükleri kusmak istiyorum. Anlamsız cümle ögelerini rastgele yan yana koymak ve yalnız benim anlayabileceğim türden bir karmaşanın başrolü olmak… … Gece çöken iç sıkıntısı, eskiden bayıldığım ancak şimdi dinlemeye tahammülümün kalmadığı Canozan’ın o şarkısı… Parmaklarım klavyede gezinirken Ay nerede olduğunu dahi bilmediğim bir yerlere sahte ışığını pazarlıyor. İçimde öyle bir sıkıntı var ki! Zihnim ve ruhum bugüne kadar bütün olarak değerlendirdiği bir şeylerin aslında hiçbir zaman bir bütün etmediğini fark etti. Hep…
-
Gece Daha Maviydi
Parmaklarının ucuna sıkıştırdı yanan sigarasını. Elinde duruyordu aklını meşgul etmek için tuttuğu telefonu. Kulaklarına akan müzik nispeten agresifti. Kadın kendi dilinde olmayan sözleri fısıldıyordu kulaklarına. Sonra bir anlığına kafasını kaldırdı ve oturduğu sandalyeden dışarı baktı: geceye bürünmüş bir manzara vardı ağaçların arasına saklanmış. O an kaşları çatıldı, şimdi oturduğu balkonun yıllanmış bir şarap gibi geçmişi ve tüm hislerini yutan bir kapan olduğunu hatırladı. Telefonu usulca masaya bıraktı ve karşısındaki sandalyeye baktı. Orada oturuyordu genç bir kız,…
-
Acıtır Gibi Severek
Ellerini birbirine kavuşturdu önce. Bıkkınlıkla iç çekti sonra. “Ben de biliyorum beni sevdiğini ama..” oturduğu sandalyeyi hafifçe geri itti. “Ama olmuyor, görüyorsun.” Karşısında duran adamın yüzü gözü çökmüştü. Hayat mı ona iyi davranmamıştı yoksa o mu hayata karşı acımasızdı belli değildi. Yine de yüz hatları zamana yenik düşmüştü. “Öyle deme, ben seni çok seviyorum, gerçekten. Hem ortada bir problem yok. Sen kendi kendine problem yaratıyorsun.” Dedi adam haklı bir ses tonuyla. Buruk bir gülümseme yerleştirdi yüzüne.…
-
Cam Kırığı
Gözlerinin en içine baktı, sanki ruhunun derinliklerinde dalgalanan duygu buhranının merkezini görüyordu. “Selam.” Diyerek seslendi ona. Derin bir iç çekti sonra. Ah, bu iç çekiş dünyanın tüm kirini, tüm hüznünü ciğerlerine çekmek gibiydi. “Selam.” Dedi kekeleyerek karşısında duran. Yüzünü avuçlarına yaslamıştı, kolları da masaya dayalıydı. Dünyadan güç almak ister gibi sağlam dayanmıştı dörtgen ahşap parçasına. “Nasılsın demeyeceğim, nasıl olduğunu en iyi ben biliyorum. Sadece, hatırlamak istiyorum. Böyle hissetmek nasıldı?” karşısındaki yüzünü buruşturdu soruyu duyduğunda. Tek mimiklik…
Dene(me) ve Yanılma
Hayat, deneme yanılmalarla dolu koca bir romandır; bu satırlar da bizim deneme yanılmalarımız…
