Blog,  Deneme

Gecekondu

“Gitmesen olmaz mı?” dedi boynunu bükerek. Gitmesem olmaz mıydı? Bilmiyorum. “Ben değişmeye hazır değilim henüz.” Dediği esnada yüzüme kondurdum sesi soluğu kesilmiş bir tebessümü. Saçları omzuna kadar döküm dökümdü, dudakları koyu pembeye boyanmıştı ve kıvrık kirpikleri az kalsın göz kapağıyla buluşacaktı. Dudağımı ısırdım ve parmaklarımın arasında yerini bulan sigaranın dumanı aramıza girdi. Duman göğe yükselirken sanki bütün kaygılarımızı da beraberinde götürdü.

“Gitmem lazım.” Diye mırıldandım, üzerine geçirdiği koyu kahve deri ceketinin önünü ilikledi. Bana mı saygısındandı yoksa sadece hayat onu üşütmüş müydü, hiç emin değildim. Sigaramdan son bir nefes çekerek yere attım ve üzerine basıp çiğnedim. Bir yanık kokusu sardı etrafı. Bana doğru bir adım attı ve tişörtümün eteklerini sıkıca kavradı. Bakışları gözlerimin ardında bir yere kilitlendi, “Ama gidersen her şey geride kalacak, ya ben? Ben de geride kalacağım.” Derken bakışları buğulandı. Yanımda duran valizi tuttum gayriihtiyari. Öyle çok da büyük bir valiz değildi, içine bazı anılarımı bir de yarım kalan sızılarımı sıkıştırmıştım. Eğilip yanağından öptüm bir kez. “Sorun değil, bazen geride kalmak ilerlemenin başıdır. Bazı hikayelerde sadece geride kalmamız gerekir.” 

Omuzlarını silkti öfkeyle, “Bazen de ilerlemek için geride bırakmaya çalıştıklarını da omuzlarına yüklemek gerekir. Yanlışsın aslında; ilerlemek, yürüdüğün yolda biriktirdiklerini unutursan eğer başa dönmektir. Bu yüzden beni de alman gerek ya da hiç gitme işte. Beraber kalsak öylece, olmaz mı?” Valizimi daha sıkı sardı parmaklarım. Bazen vücudumuz bizden önce hisseder ve tepki verirdi; belki de bu, bedenimin ‘gitmem lazım.’ demesinin bir yoluydu. 

Bana bakan masum yüzünü avuçlarımın arasına almak ve her şeyin geçeceğini söylemek istedim bir an. İlerlemem gerektiğini ve onunla kalamayacağımı aksi takdirde bu zamana kadar geldiğim yolun hiçbir anlam ifade etmeyeceğini haykırmak istedim. Gülümsedim tekrar, “Ama unutmamamız lazım ki yolda edindiğimiz tek şey tecrübe değildir, kimi zaman bize ait olmayan duyguları, düşünceleri ve deneyimleri de yükleniriz omuzlarımıza. Mesela biz, acı çekmenin yolculuğun bir parçası değil de yolun kendisi olduğunu öğrenmemeliydik. İşte böyle anlarda biriktirdiklerimi hatırlamama gerek yok. Seni de alamam yanıma, üzgünüm. Seni almam demek, hiç kaybolmamam ve kendimi hiç bulamamam demek. Bildiği bir sokakta kaybolmaz ki insan! Kaybolmadığın sokaklarda da keşfedemezsin yeni bir yeri, farklı bir seni. Şayet seni de götürürsem yanımda, kim olduğumu bileceğim hep.”  

Öfkesi, yokuş aşağı büyüyerek sürüklenen bir çığ gibiydi. “Yahu ne alaka? Daha iyi değil mi işte, kendini bilmek değil mi bütün mesele zaten? İnsan bildiği sokaklarda da kaybolur hem. Bazen yüzüncüye geçtiğimiz bir sokakta fark ederiz daha önce hiç girmediğimiz bir kafenin eskimiş tabelasını. Kim olduğunu bilerek de kaybolabilirsin ki! Bilmiyorum işte, bir şeyler eksik anlattıklarında, bir şeyler yarım.” Benden bir adım uzaklaştı, sözlerim onu sahiden kızdırmış olmalıydı. Yine de düşündüklerimi söylemekten korkmadım, iç çekerek, “Haklısın, bir noktada. Bakmak isteyene görülecek yeni şeyler, kaybolmak isteyene gidilecek yeni sokaklar vardır hep, haklısın ama ben olduğum kişiden soyunmak istiyorum. Demiyorum ki seni sonsuza kadar geride bırakacağım. Sadece senden sıyrılıp olmak istediğim kişiye dönüşmek istiyorum. Bunu yapabilmek için olduğum kişiyi geride bırakmam gerek. Sen, kentsel dönüşüme gitmiş bir mahalledeki gecekondu gibisin. İçime ait değilsin aslında ama bir yandan da her şeyden daha eski olduğundan yeni dikilen binalardan da daha çok aitsin ruhuma.”

Daha fazla konuşmasına izin vermeden ona yaklaştım ve sıkıca sarıldım. Vücudunu bedenime iyice bastırdım ve onu iliklerime kadar hissettim. Gitmek istemek demek, gitmenin kolay olduğu anlamına gelmiyordu, bir iç daha çektim. Kafasını omzuma yaslarken bir damla süzüldü sol yanağımdan. Ondan ayrılırken valizimi kaldırdım ve yüzüne bile bakmadan yürümeye başladım.

“Dur!” diye bağırmaya başladı arkamdan. “Dur, gitme!” Sağ yanağım da ıslandı o an. Adımlarımı hızlandırdım. “N’olur!” Gözlerimi sıktım. 

Gitmem lazımdı, ben de gidiyordum.

Hadi şimdi daha çok yerde buluşalım!

Yazılardan haberdar olmak ve her ay e-posta almak için abone olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir